ekzen.net

Herkesin Gönlünü Çelen Adam Cüneyt Arkın

28.06.2022
260

84 yaşında hayatını kaybedip aramızdan ayrılan, Fahrettin Cüreklibatur, yarım asırdır Cüneyt Arkın adı altında hayatımızda… “Ailemizden biri” klişesi hala bu tür durumların en güzel ifadesidir.

Öncelikle şunu söylemekten çekinmeyelim Cüneyt Arkın, sanatçı gibi bir sanatçı. 70’lerden filmlerine baktığınızda, önce yeşil gözleri, alaycı gülümsemesi ve fiziği ile dikkatinizi çekiyor. Ayrıca 1963 yılında Artist dergisinin düzenlediği sinema sanatçısı yarışmasında birincilik elde etmiş ve bu yarışmadan sonra Gurbet Kuşları ile oyunculuk kariyerine başlamıştır.

Öte yandan bir Malkoçoğlu, bir Battal Gazi, bir Kara Murat olarak gönlümüze tahtını kurdu. Kurgusal bir filmden çok tarihi bir belgesel izliyormuşuz gibi gurur verici anlar yaşattı bize. Bir grup düşman askeri surların tepesinden atlayıp onları “eğilen” toplar gibi dağıttığında, aynı anda en az dört ok atıp 12’den hedefi vurduğunda hiçbirimizi şaşırtmaz, şaşırtmaz. sadece bizi heyecanlandır. Gözleri dağlansa da hedefini kaçırmayan bu fantastik kahramanı belki de bizi hakikatin ötesine taşıdığı için sevdik.

Uzakdoğulu oyuncular mı yoksa Cüneyt Arkın’ın filmleri mi jargona “uçan tekme” ibaresini getirdi bilmiyoruz ama film biter bitmez bazı çocukların gördüklerini uygulama çabalarının evleri karıştırdığına tanık olduk. bir süre. Cüneyt Arkın, akrobasi eğitimi alırken bu rollerin hakkını verebilmek için Medrano Sirki’nde altı ay ücretsiz olarak çalıştı. Karate ve binicilik konusunda uzmandı.

Sayısız 400’e yakın filmde rol aldı. Ama bu arada, filmografisi gibi hayatında başka bir liste oluşmuştu. Atış sırasında attan düştü, omzu, boyun omurları ezildi, dört kaburgası, el ve bilek kemikleri kırıldı, kaşı yarıldı, omzu çıktı, felç tehlikesi geçirdi. Malkoçoğlu, çekimler sırasında yaşadığı kaza nedeniyle bir hafta komada kaldı. Cüneyt Arkın, kendi deyimiyle, bir zamanlar hayatımızı renklendiren film ve sahnelerin bize ulaşması için hiçbir tevazudan kaçınmayan, güvence, hiç bir güvence olmaksızın hayatını riske atan gerçek bir sinema emekçisiydi.

“Hoşça kal, düşman beldenin yaman güzeli.” Replikten de anlayacağınız üzere yakışıklı aktörümüz cengâverliğinin yanı sıra Bizans sarayına girdiğinde bile mutlaka bir güzelin kalbini çalarak çıkan bir gönülçelendi.

İtalya’da John Arkin olarak tanınan, kendisine James Bond’da rol teklif edildi, İran’da kadınların ilgi odağı oldu. Sadece avantür değil, birçok komedi veya sosyal filmde de rol aldı. Dublaj sanatçısından dolayı koca bir ülkenin diline düşen “N’ayır… N’olamaz…” sözü en çok onunla anıldı.

Cüneyt Arkın’ın tıp okuduğunu hepimiz biliyoruz ama çoğumuz bu bilgiyi daha önce duymamış olabiliriz: Oyunculuktan önce edebiyatla ilgileniyordu. Popüler hikayeler ve şiirler yazdı. Hatta öykülerini yayımlanması için Cemal Süreya’ya vermiş, Pazar Postası’nda yayımlanmak üzere Muzaffer Erdost’a göndermiştir. İlgilendiği bir diğer sanat dalı resimdi ve bu alanda sergi açabilecek kadar güzel eserler verdi. Görüyorsunuz, o ezici rollerin arkasına sakladığı ruh çok inceydi.

Onu ilk keşfeden usta yönetmen Halit Refiğ’dir. Eskişehir 1. Hava Üssü’nde bir film çekimi sırasında subay kılığına girmiş yakışıklı adam dikkatini çekmiş ve genç adam askerliğini bitirince Gurbet Kuşları’nda ona bir rol vermiştir. Sonra başka filmlerde birlikte çalıştılar. Ünlü yönetmen yıllar sonra düşüncelerini şu sözlerle dile getirdi: “Cüneyt Arkın, değeri John Wayne, Burt Lancaster, Toshiro Mifune ve Alain Delon ile kıyaslanabilecek Türk sinema tarihinin en önemli ve eşsiz sinema oyuncusudur. ben.

Angut kuşu hikayesi özellikleri, ve efsanesi